26 Eylül 2010 Pazar

geleceğe mektup

- Beksinski-



Sevgili ilgili,

Korkutucu bir hızda, bilinmedik bir yere doğru karanlıkta ve acıyla kıvranarak ilerlerken sizi durumdan haberdar etmek istedim.

Yanıyoruz.Evet yanıyor ve yok oluyoruz.

Birbirimize, sözcüklere, inançlara, kurallara çarpıyoruz. Bu çarpmalar esnasındaki sürtünmeden çıkan kıvılcımlar, birbirine yanarak umutla sarılan insanlar sebebiyle hızla yayılıyor ve bizi önüne nasıl geçeceğimizi bilemediğimiz korkunç bir felakete sürüklüyor.

Sözcükleri ele alalım örneğin. alev alev yanıyorlar bugünlerde. Yanlarına yaklaşmamız imkansız. Kurtaramıyoruz onları. Kurtarmaya çalışanların üzerine kıvılcımlar sıçrıyor ve daha hızlı yok oluyor kurtarıcılar. ne yapacağımızı bilemiyoruz. Sizin bize öğütlediğiniz gibi yapmaya çalışanlar var aramızda. Öncelikle onları dinleyip, anlayıp daha sonra önerilerle çözümlere ulaşmak veya ulaştırmak. Zaten ben de bunun imkansızlığından bahsediyorum size. Kurtarmaya çalıştıkça anlıyor, anladıkça da onlara hak veriyor, hak verdikçe yanıyoruz.

Canımızı yakıyor başkalarının sözcüklerini anlayarak kurtarmak. Bu sebeptendir ki son zamanlarda sadece kendi sözcüklerimizi söndürmeye çalışıyoruz. Ne yazık ki bunda da pek başarılı olduğumuzu söyleyemeyeceğim. Zira, kurtarma telaşından olacak, bizim için değerli olanları hiç durmadan tekrarlıyoruz. içimizden ve dışımızdan. Bunu da kulaklarımızı ellerimizle kapattıktan sonra yapıyoruz çünkü dış dünyadan gelebilecek herhangi bir sözcük, başka bir insan için değerli bir başka sözcük duymaya tahammülümüz yok. Çünkü kendi derdimizdeyiz. Bu, sürekli tekrarlanan bizim için değerli sözcüklerse sürekli tekrarlandıkları için bir süre sonra anlamlarını yitiriyorlar. Ya başkasına ait olup yine canımızı acıtıyorlar ya da sadece sesten ibaret olup çıkıyorlar. Bize de söndürüp, kurtarıp başkalarıyla paylaşabilecek hiç bir şey kalmıyor.

Bu sebeptendir ki, yanıklarımızın acısını anlatabilmek için sözcük kullanmıyor, sadece inliyoruz bugünlerde. İnliyor, bağrıyor ve karşımızdakinden daha çok acı çektiğimizi kanıtlamaya çalışıyoruz. Herkes kendi acısının karşısındakinin acısından daha katlanılmaz olduğuna emin. Artık kimse kimseyi anlamak için çaba sarfetmez, sarfedemez oldu sayın ilgili.

Anlamak zor. Anlamak acı verici. Sayımız gittikçe çoğalıyor dünyadaki insan sayısı kadar lisan var yeryüzünde. Gittikçe çoğalıyor çoğaldıkça ise azalıyor, yalnızlaşıyoruz. Ne tuhaf. Sanırım ve korkarım sadece bir uğultu kalacak bizden geleceğe.

Sizi durumdan haberdar etmek istedim. İlginiz ve anlayışınız için şimdiden teşekkür eder iyi çalışmalar dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder