28 Haziran 2013 Cuma

Zaten mutlaka vurduysak biz hep birbirimizi vurmuşuzdur. Olup biten budur işte. Bu kadar basit bir açıklama ve hiç bir şey olmamış gibi yolumuza devam edebileceğimiz yarının telaşları. Unutup gitmeler, bir daha geri dönmeden unutup gitmeler. 
Dönüşümden önce biz, gazetelerde haber olarak bile çıkmayan, televizyon denilen o salyalı bağımlılığın yayınladığı haberlerde belki bir iki dakikalık bir haber olarak çıkan böylesi kabul edilemez bir olayı elbet farkında olmayacaktık. 
Dönüşümden önce biz çok naif de insanlardık. Unutkan, telaşlı, hızlı yaşayıp hızlı tüketen insanlar olarak programlandığımızdan mütevellit tüketmek hastalığımız da vardı. 
Dönüşümden önce biz yavaşlamak gerektiğini bilmiyorduk. Şehirler bile yavaşlayınca güzeldi oysa.
Değişmek gibi bilinçli bir edim değil ki yaşanan. Dönüşümden önce değişimleri gözümüzde büyütürdük biz. Sanki başka bir dünya, başka insanlara ait yerler yokmuş, sanki o dağ yüzyıllardır orda öylece tüm haşmetiyle durup senin ne kadar aciz bir varlık olduğunu hatırlatmıyormuş, farklı yerlerde farklı zamanlarda aynı anda yaşadığın insanlar hiç varolmamış zannederdik biz. Dönüşümden önce biz korkardık galiba biraz, peşini bırakırdık, yaşanmamış gibi yapardık, kendi başımıza gelmediği sürece şükrederdik sadece.
Bir habere denk geliyoruz şimdi. Sonuna dek ne olduğunu öğrenebilmek, neden olduğunu bilmek istiyoruz. Öyle ki mektuplar okuyoruz maddenin 6-7 haline ayrılmış. Merak ediyoruz, bu haber çölünde kimin ocağına ateş düşmüş, kim haksızlığa uğramış, ne olmuş, insanlık tam olarak nerede ölmüş?
Yaşanan her acı acımızdır. Hassasiyetleri incitmeyecek ortak yollar elbet vardır. Bu saldırarak değil düşünerek çözülür. Şiddeti kesin diyeceğim ama
"Ham pişkinin halinden 
anlamaz, öyle ise söz kısa kesilmelidir vesselam."  

8 Haziran 2013 Cumartesi

Korkuyorsunuz beyefendi(!). Hem de çok korkuyorsunuz. Tüm halinize, tavrınıza, jestinize, kabinenize, eşinize, bulaşıcı bir hastalıkmışçasına, sizinle bir bağ kuran herkese bulaşıyor. Bu görünüyor. İçimizde bunu analiz edebilecek uzmanlar olduğundan eminim. Havaalanındaki kalabalığın sizin için hayal kırıklığı yarattığı öyle aşikar ki. Gençlik kollarınız yoğun çalıştı. Amenna. Fakat şunu gözden kaçırıyorsunuz beyefendi. Sizin bir gençliğiniz yok. Henüz tam olarak yetiştiremediniz, tüh şu 4+4 de yetişmedi ki. Bizim gençlerimiz ise bugün cuma namazını da kıldı Taksim'de, enfes sanatsal faaliyetler de yarattılar dört bir yanda. Bu cevheri göremediniz. Ne yazık!
Tam da kapatıyordunuz tiyatroyu baleyi. İyi gidiyordu her şey sanki. Anlamıyorsunuz, şaşkın ve çaresizce ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz.
Siz beyefendi, göz göre göre tüm yasaları, hakkı, hukuku çiğneyerek havaalanında miting yapıyorsunuz. Halkınızı tehdit ediyorsunuz, kışkırtıyorsunuz. İçimizde çok sağlam hukukçular var. Unutuyorsunuz.
Hayal kırıklığınızı ört pas etmek için teknolojinin kullanabildiğiniz kadarını kullanarak alanı fotoğrafta kalabalıklaştırıp tebessüme yol açıyorsunuz. İlahi. Bizim arkadaşlar da sizin en en gizli dediğiniz yasa dışı belgelerinizi buluyor elleriyle koymuşlar gibi.
Alana toplanan insanlarınıza güvenemiyorsunuz. Çünkü hileyle çoğattığınız bir sürü yobaz, erkek, şuursuz insan bir anda "Tayyip şaşırma, sabrımızı taşırma" diye bağırabiliyor. Biz eğlenirken, birbirimizi tamamlarken, siz dehşete düşüyorsunuz beyefendi.
Sizi anlamasam da anlamaya çalışıyorum. Anladığım, halinizde gördüğüm, kendi dünyasının gerçekle ilişkisinin kesilmiş olduğunun farkında olmayan bir ruh halindesiniz, bir buhran geçiriyorsunuz. Kibir şeytanın hayvanıdır beyefendi, siz ona hükmedemezseniz o size hükmeder. Siz esasen bir din adamısınız değil mi beyefendi? Kendinizi nerede görüyorsunuz? Unutuyorsunuz. Kendi hukukunuzu da çiğniyorsunuz. 

Size minnetarız beyefendi. Sayenizde tarihe geçecek bir halk ayaklanması yaşıyoruz tam içinde kalbindeyiz hem de.Öyle mutlu, öyle gururlu, öyle umutluyuz ki gözlerimiz doluyor. Gaz da olabilir tam nedenini bilemedim şimdi.
Biz o gün meşgulüz beyefendi, sizin propagandalarınıza gelmeyeceğiz.
Biz yazacağız, göstereceğiz, kanıtlayacağız, soracağız, icat edeceğiz, keşfedeceğiz, yapacak o kadar çok şey var ki kardeşçesine yaşamak için direneceğiz!