14 Ağustos 2012 Salı

ÖN/SEZİ

bil ki tek bildiğimsin. heybetli, ürkütücü, durdurulamaz, gösterişli sırrımsın. herkesten köşe bucak kaçırdığım zayıf noktamsın. gelmeni beklemekten bitap düştüğümsün. yasak, ulaşılmazsın. bugünüm de değilsin yarınım olamayacağın gibi. İyi niyetimsin. Umutsun sen; vazgeçmekten korktuğum.
puslu geçmişim geçiyor çıkmaz ara sokaklarımızdan. yüzünü bile hatırlamadığım birine duyulan bu perişanlık içime şüpheli gölgeler bırakıyor. yoksun aslında. yok/uz. sıcak asfalttan çıkan buğu kadar belirsizsin.
terk et beni. veda et. git. gitmeliyiz.
Yoksa örselenmiş ruhlar geçidinden geçecek yolumuz önce. yol uzun. umut kısa. bitti bitecek yol derken daha da uzayacak arkamızdan gölgeler. sıcak olacak, dayanamayacağımız, nefessiz kalacağımız duraklarımız olacak. yol zor. ölüm kolay. yolun inceldiği, sadece tek kişinin içinden geçebileceği kadar inceldiği bir koridora varacağız. bu koridor yola çıkacak, aslında o koridorlar birbirine bağlanacak, labirentlerin içinden labirentler çıkacak," yol labirentin duvarı" olacak. sağımız da aynı solumuz da aynı olacak, nereye gittiğimizi bilmeden düşe kalka koşmaya başlayacağız. içiçe geçmiş aynaların arasına düşeceğiz yavaşça. hangi ben diyerek bakacak kendimiz bir diğer kendimize. esrik bir kahkahayla nefesimizi keseceğiz. belki başka insanlara dönüşecek yüzümüz. kötü bir kabus gibi ayrılacağız sonra.
bil, tek bildiğimsin. hafıza denen insanoğluna verilmiş en büyük lanete küfrediyorum. gitmeni istiyorum. hemen. şimdi. çık git hücrelerimden. girmemiş ol hayatıma.
terk et beni. veda et. git.gitmeliyiz.